Şubat bitti. Ama ardında çarpıcı bir kayıt bıraktı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün açıkladığı verilere göre geçen ay, Türkiye’de son 56 yılın en sıcak üçüncü şubat ayı olarak tarihe geçti. Termometreler neredeyse ülke genelinde mevsim normallerinin belirgin biçimde üzerinde seyretti.
Rakamlar tek başına çarpıcı. Ama bunları iklim tablosuyla birlikte okuduğunuzda tablo çok daha ciddi bir anlam kazanıyor.
Ortalama Sıcaklık Normalin 3,5 Derece Üzerinde
Türkiye’de şubat ayı uzun yıllar ortalaması 4,1 derece olarak kayıtlarda yer alıyor. Bu yılki şubatta ise ortalama sıcaklık 7,6 dereceye ulaştı.
Bu fark, 3,5 derecelik bir sapma anlamına geliyor. Meteorolojik açıdan bu son derece yüksek bir değer.
Geçmişte bu eşik yalnızca iki kez aşılmıştı: 2016 ve 2024 yıllarında. Bu yılki şubat, o iki yılın hemen ardından üçüncü sıraya yerleşti.
En Yüksek Sıcaklık Bartın’dan Geldi
Şubat ayında bölge bazında en çarpıcı okumalar şöyle gerçekleşti:
- Karadeniz – Bartın: 28,6 derece (Türkiye geneli en yüksek)
- Marmara – Yalova: 26,7 derece
- Ege – Manisa Salihli: 25,2 derece
- Akdeniz – Hatay Dörtyol: 25,2 derece
- İç Anadolu – Konya Ereğli: 23,4 derece
- Güneydoğu – Cizre: 22,7 derece
Bartın’da şubat ortasında 28,6 derece ölçülmesi, kış mevsiminde bahar havasının çok ötesine geçildiğini gösteriyor.
Öte yandan ülkenin en soğuk noktası da yine şubatta belirlendi: Ardahan’da -22,4 derece. Bu tablo, Türkiye’nin aynı anda hem rekor sıcaklıkları hem de dondurucu soğukları yaşadığını ortaya koyuyor.
Hangi Bölgeler Normallerin Üzerinde Kaldı?
Meteoroloji verilerine göre ülkenin büyük çoğunluğunda ortalama sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerinde seyretti.
Yalnızca belirli noktalar mevsim normalleri civarında kaldı:
- Uzunköprü, İpsala, Şile, Bandırma, Kırklareli, Malkara
- Akhisar, Uşak, Korkuteli, Acıpayam
- Kızılcahamam ve Tunceli çevreleri
Bunların dışındaki tüm bölgelerde sıcaklıklar normalin üzerinde gerçekleşti. Yani bu anormallik, lokal bir durum değil. Ülke genelini kapsayan bir tablo.
2025’in Mirası: Hem En Sıcak Hem En Kurak
Bu şubat verisi, aslında yalnızca bir ayın hikâyesi değil. Daha geniş bir iklim tablosunun parçası.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2025 yılı iklim değerlendirmesine göre:
- 2025, Türkiye’de son 55 yılın en sıcak beşinci yılı oldu.
- Yıl boyunca 365 günün 268’inde sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerinde seyretti.
- Temmuz ayı ortalama 26,9 derece ile son 55 yılın en sıcak temmuz ayı olarak kayıtlara geçti.
- Temmuz’da Silopi’de 50,5 derece ölçülerek Türkiye sıcaklık rekoru kırıldı.
- 2025 aynı zamanda 1964’ten bu yana kaydedilen en kurak yıl oldu.
2025 yılında yıllık alansal yağış, 1991–2020 ortalamasının yüzde 27,6 altında kaldı. Yağışlar bir önceki yıla göre de yüzde 22,8 azaldı.
Şanlıurfa, Kilis, Gaziantep ve Hatay çevrelerinde yağışlarda yüzde 60’ın üzerinde azalma görüldü. Bu tablonun doğrudan sonuçlarını tarımda, barajlarda ve su krizinde izlemek artık mümkün.
191 İstasyonda Maksimum Sıcaklık Rekoru Kırıldı
2025 yılı boyunca Türkiye genelindeki 191 meteoroloji gözlem istasyonunda maksimum sıcaklık rekoru kırıldı. Bu, ülke çapında sistematik bir ısınmanın göstergesi.
Sıcak hava dalgaları da belirgin biçimde artış gösterdi. Normalde istasyon başına yılda 1-2 sıcak hava dalgası görülürken, 2025’te bu sayı birçok noktada kayda değer ölçüde arttı. En fazla sıcak hava dalgası 5 kez ile Tokat’ta yaşanırken, en uzun süreli etki 34 gün ile Şırnak’ta görüldü.
Bu Veriler Ne Anlama Geliyor?
Şubat sıcaklık rekoru tek başına değerlendirilemez. Onu çevreleyen bağlamla birlikte okunmak gerekiyor.
Türkiye hem ısınıyor hem de kuruyor. Bu iki süreç eş zamanlı ilerlediğinde, tarım, su kaynakları ve enerji üzerindeki baskı katlanarak artıyor.
Son 56 yılın en sıcak üçüncü şubat ayı, bir iklim anomalisi değil. Bir örüntünün parçası.
2016, 2024 ve şimdi 2026. Liste büyümeye devam ediyor.
Mevsimler Kayıyor
Şubat artık eski şubat değil. Kış, kendi sınırlarını kaybediyor.
Meteoroloji verileri, siyasi bir yorum değil. Termometrelerin yazdığı gerçekler. Ve bu gerçekler, yıl yıl daha az şaşırtıcı hale geliyor; çünkü alışmak üzereyiz.
Oysa alışmak, en tehlikeli tepki olabilir.
Bu rekorları görmezden gelmek değil, anlamak ve ona göre hareket etmek gerekiyor. Enerji politikasında, tarımda, şehir planlamasında ve su yönetiminde.
Mevsimler kayıyor. Soru şu: Biz ne kadar hızlı uyum sağlıyoruz?
