İklim değişikliğinin ve su krizinin etkileri herkesi aynı biçimde vurmaz. Sera gazı salımlarına en az katkıda bulunan topluluklar, çoğu zaman kuraklıktan, selden ve su kıtlığından en ağır etkilenenlerdir. Evinde musluğu olan bir şehirli ile her gün kilometrelerce yürüyerek su taşımak zorunda olan bir köylü, aynı kuraklığa çok farklı şekilde dayanır. İşte bu eşitsizlikleri görünür kılmak ve çözüm üretmek için “iklim adaleti” ve “su adaleti” kavramları kullanılır. Bu yazıda su ve iklim adaletinin ne anlama geldiğini, eşitsizliklerin nedenlerini, en çok etkilenen grupları ve politika yaklaşımlarını ele alıyoruz.
İklim Adaleti Nedir?
İklim adaleti, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel ya da teknik bir sorun değil, aynı zamanda etik, sosyal ve siyasi bir mesele olduğunu vurgulayan yaklaşımdır. Bu yaklaşıma göre:
- İklim değişikliğine en az katkıda bulunanlar, çoğu zaman en çok etkilenir.
- Zarar gören toplulukların kayıplarını telafi etme ve uyum sağlama imkânları sınırlıdır.
- Çözümler, bu eşitsizlikleri derinleştirmemeli, tersine azaltmalıdır.
- Karar süreçlerine en çok etkilenenlerin katılımı sağlanmalıdır.
Su Adaleti Nedir?
Su adaleti, suya erişimin, su kaynaklarının yönetiminin ve su ile ilgili risklerin adil biçimde dağıtılması gerektiğini savunur. Bu kapsamda şu sorular sorulur:
- Kimler güvenli içme suyuna ve sanitasyona erişebiliyor, kimler erişemiyor?
- Su kaynaklarının kullanımından kim fayda sağlıyor, kim yük taşıyor?
- Su ile ilgili kararlarda kimler söz sahibi?
- Su kirliliği ve taşkın riski gibi zararlar hangi topluluklara daha çok düşüyor?
- Suyun fiyatlandırılması ve özelleştirilmesi, yoksulları nasıl etkiliyor?
Su adaleti, Birleşmiş Milletler’in tanıdığı su ve sanitasyon hakkıyla yakından ilişkilidir.
İki Krizin Kesişimi
İklim değişikliği, mevcut su eşitsizliklerini derinleştirir.
- Kuraklık ve yağış düzeninin değişmesi, tarıma bağımlı toplulukların geçim kaynaklarını tehdit eder.
- Taşkın ve fırtınalar, altyapısı zayıf ve yoksul mahalleleri daha ağır vurur.
- Deniz seviyesi yükselmesi, kıyı toplulukları ve küçük ada devletleri için varoluşsal bir risktir.
- Su kıtlığı, su fiyatlarını yükseltir ve yoksulların suya erişimini zorlaştırır.
- Su kalitesinin bozulması, sağlık risklerini artırır; özellikle çocuklar ve yaşlılar etkilenir.
Aynı zamanda, bu etkilerle başa çıkma kapasitesi eşit değildir. Zengin ülkeler ve gruplar, altyapı, finansman ve teknolojiye daha kolay erişir.
Kimler Daha Çok Etkileniyor?
Yoksul topluluklar ve gelişmekte olan ülkeler
Sera gazı salımlarına tarihsel katkısı düşük ülkeler, genellikle iklim etkilerine daha savunmasızdır. Su altyapısının sınırlı olduğu yerlerde, kuraklık ve sel afetleri daha ağır sonuçlar doğurur. Küçük ada devletleri ve kıyı bölgeleri özellikle risk altındadır.
Kadınlar ve kız çocukları
Birçok toplumda su taşıma sorumluluğu ağırlıklı olarak kadınlara ve kız çocuklarına aittir. Su kaynağı uzaklaştıkça, onların harcadığı zaman ve fiziksel yük artar. Bu durum, eğitime ve gelir getirici faaliyetlere ayıracakları zamanı azaltır; ayrıca güvenlik riskleri yaratabilir. Sanitasyon eksikliği, kadınların ve kızların sağlığını ve okula devamını doğrudan etkiler. Bu nedenle su adaleti, toplumsal cinsiyet eşitliğiyle de ilişkilidir.
Yerli ve yerel topluluklar
Yerli halklar, su kaynaklarıyla derin kültürel ve manevi bağlara sahiptir. Aynı zamanda su projeleri (baraj, madencilik, tarım) nedeniyle topraklarını ve su haklarını kaybetme riskiyle karşı karşıyadır. Yerel bilgi ve yönetim sistemleri çoğu zaman karar süreçlerinde yeterince dikkate alınmaz.
Kentsel yoksullar ve gayriresmî yerleşimler
Şehirlerdeki gayriresmî yerleşimlerde yaşayanlar, genellikle şebeke suyuna erişemez ve pahalı alternatif kaynaklara (tanker, şişe suyu) bağımlıdır. Taşkına açık alanlarda yaşama oranları da yüksektir.
Küçük çiftçiler ve kırsal topluluklar
Yağışa ve sulamaya bağımlı küçük üreticiler, kuraklığa ve su fiyatlarındaki artışa karşı korumasızdır. Geçim kaynaklarını kaybettiklerinde göç etmek zorunda kalabilirler.
Savunmasız gruplar
Yaşlılar, çocuklar, engelliler, mülteciler ve yerinden edilmiş kişiler, su ve sanitasyona erişimde ek zorluklarla karşılaşır.
Küresel Düzeyde Adalet Sorunları
Tarihsel sorumluluk
Sanayileşmiş ülkeler, tarihsel olarak atmosferdeki sera gazı birikiminin büyük bölümünden sorumludur. Gelişmekte olan ülkeler ise bu birikimin sonuçlarıyla daha ağır biçimde karşılaşır. Bu, “ortak ama farklılaştırılmış sorumluluklar” ilkesinin temelidir.
Uyum finansmanı
Gelişmekte olan ülkelerin su altyapısını iklim değişikliğine dayanıklı hâle getirmek için ihtiyaç duyduğu finansman, mevcut desteklerin çok üzerindedir. Bu “finansman açığı” iklim müzakerelerinin sürekli gündem maddelerinden biridir.
Kayıp ve zarar
İklim değişikliğinin önlenemeyen ya da uyumun yetersiz kaldığı zararları için “kayıp ve zarar” kavramı kullanılır. 2022 yılındaki BM İklim Konferansı’nda (COP27), savunmasız ülkelerin bu zararlarla başa çıkmasına yardımcı olacak bir fon kurulması kararlaştırılmış; fonun işleyişi izleyen konferanslarda görüşülmüştür. Uygulama ayrıntıları gelişmektedir ve güncel durum için resmî kaynaklara bakılmalıdır.
Sınır aşan sular
Paylaşılan nehirler ve akiferlerde, yukarı ve aşağı havza ülkeleri arasında adil paylaşım ve işbirliği sorunları vardır. İklim değişikliği, bu gerilimleri artırabilir.
Yerel ve Ulusal Düzeyde Eşitsizlikler
Eşitsizlik yalnızca ülkeler arasında değil, ülkeler içinde de görülür. Kentler ve kırsal bölgeler, farklı gelir grupları, bölgeler ve toplumsal gruplar arasında su erişimi ve kalitesi bakımından farklar bulunur. Su fiyatlandırması, altyapı yatırımlarının dağılımı, kayıp-kaçak oranları ve afetlere hazırlık bu eşitsizliklerin nedenleri arasındadır. Türkiye’de de kırsal ve kentsel bölgeler, bölgeler arası farklar ve tarım işçileri gibi grupların su ve sanitasyon koşulları gibi başlıklar, su adaleti perspektifinden değerlendirilebilir. Konuya ilişkin ayrıntılı veriler için resmî istatistiklere ve bağımsız araştırmalara başvurulmalıdır.
Çözüm Yaklaşımları
Su ve sanitasyon hakkının güvence altına alınması
Herkesin güvenli, yeterli ve karşılanabilir suya erişiminin ulusal mevzuatta ve uygulamada güvence altına alınması gerekir.
Adil fiyatlandırma ve sosyal koruma
Temel su ihtiyacının düşük fiyatla karşılanması, savunmasız haneler için sosyal tarifeler ve su borcu nedeniyle hizmet kesintisine karşı korumalar önemlidir.
Katılımcı karar alma
Kadınlar, yerli topluluklar, kırsal ve yoksul kesimler dahil olmak üzere, etkilenen herkesin su yönetimi ve iklim uyum planlarına katılımı sağlanmalıdır.
Savunmasız bölgelere öncelik
Altyapı yatırımları ve uyum finansmanı, en çok ihtiyaç duyulan ve en savunmasız bölgelere yönlendirilmelidir.
Yerel bilgi ve yönetimin tanınması
Geleneksel su yönetimi bilgisi ve yerel kurumlar desteklenmelidir.
Uluslararası işbirliği ve finansman
Gelişmiş ülkelerin, uyum ve kayıp-zarar finansmanı konusunda taahhütlerini yerine getirmesi, teknoloji ve kapasite desteği sağlaması gerekir.
Adil geçiş
Su ve enerji projelerinin (baraj, tuzdan arındırma, yenilenebilir enerji) yerel toplulukların haklarını gözeterek ve yerinden edilmeyi önleyerek planlanması önemlidir.
Veri ve şeffaflık
Eşitsizlikleri görünür kılmak için ayrıştırılmış verilerin (cinsiyet, gelir, bölge) toplanması ve paylaşılması gerekir.
Bireyler Ne Yapabilir?
- Su ve iklim adaleti konularında bilgi edinmek ve farkındalığı artırmak
- Su tüketimini ve karbon ayak izini azaltmak
- Yerel yönetimlerin su politikalarını takip etmek, katılım mekanizmalarını kullanmak
- Su ve sanitasyon alanında çalışan kuruluşları ve topluluk girişimlerini desteklemek
- Tüketim tercihlerinde, su yoğun ürünlerin etkilerini düşünmek
Sık Sorulan Sorular
İklim adaleti ile çevre koruma aynı şey mi?
Hayır. Çevre koruma, doğanın korunmasına odaklanır. İklim adaleti ise iklim değişikliğinin sosyal ve etik boyutlarını, eşitsizlikleri ve sorumlulukları vurgular. İkisi birbirini tamamlar.
Su adaleti sadece gelişmekte olan ülkeleri mi ilgilendirir?
Hayır. Gelişmiş ülkelerde de gelir, bölge ya da toplumsal gruplar arasında su erişimi ve kalitesi eşitsizlikleri görülebilir.
Kayıp ve zarar fonu ne işe yarar?
İklim değişikliğinin en savunmasız ülkelerde yarattığı, uyumla önlenemeyen zararların telafisine finansal destek sağlamayı amaçlar. İşleyişi hâlâ gelişmektedir.
