Buzullar erirken göl oluşuyor. Göl büyüdükçe buzul daha hızlı eriyor. Bu bir döngü. Ve bilim insanları, bu döngünün ne kadar tehlikeli boyutlara ulaştığını yeni bir araştırmayla ortaya koydu.
Colorado Eyalet Üniversitesi’nden jeolog Prof. Dan McGrath liderliğindeki ekip, Alaska’daki en büyük 140 buzul gölünün 2018-2024 arasındaki gelişimini izledi. Bulgular Mart 2026’da PNAS (Proceedings of the National Academy of Sciences) dergisinde yayımlandı.
Sonuçlar alarm veriyor.
Rakamlar Konuşuyor: İki Kat Daha Hızlı
Alaska’daki buzul gölleri hızla büyüyor. Bunu biliyorduk. Ama ne kadar hızlı büyüdüklerini tam anlamıyla ilk kez ölçtük.
Araştırma ekibi, 2018-2024 arasında Alaska’daki buzul göllerinin 150 kilometrekareden fazla genişlediğini belirledi.
Asıl çarpıcı olan ise hız kıyaslaması.
Göller bugün, 1986-1999 dönemine göre ortalama yüzde 120 daha hızlı büyüyor. Yani iki kattan fazla hızlandılar.
Ve bu büyümenin yüzde 80’i tek bir nedenden kaynaklanıyor: buzul altındaki çukurlaşmalar. Bilimdeki adıyla “overdeepening.”

Buzulların Altında Ne Var? Görünmez Çukurlar
Buzullar donmuş kütleler değil. Aslında çok yavaş hareket eden devasa akışlardır. Ağırlıkları ve yer çekimi onları aşağıya, eğime doğru iter.
Bu hareket sırasında buzullar kaya yatağına dev kazıyıcılar gibi işler. Yüz binlerce yılda kayada derin, kase biçimli çukurlar oluşturur. Bunlara overdeepening denir.
Şimdiye kadar bu çukurlar buzulun altında, gözden uzakta kalıyordu. Araştırma ekibi buz kalınlığı verilerini bilgisayar modellerine aktararak buzulların altındaki bu gizli coğrafyayı ilk kez kapsamlı biçimde haritaladı.
Ortaya çıkan tablo çarpıcıydı.
Yalnızca Alaska’da 14.200 kilometrekareyi aşan overdeepening alanı bulunuyor. Buzullar çekildikçe bu çukurlar açığa çıkıyor ve hızla eriyen buzul suyuyla dolmaya başlıyor.
“Alaska’da bugün hâlâ büyük miktarda buzul buzu mevcut. Ama bu buz, yeryüzünün herhangi bir bölgesine kıyasla en hızlı eriyen oran olan küresel zirvede eriyor.”
— Prof. Dan McGrath, Colorado Eyalet Üniversitesi
Kısır Döngü: Göl Buzulu Eritiyor, Buzul Gölü Büyütüyor
Araştırmanın en önemli bulgularından biri, göl-buzul ilişkisinin kendi kendini besleyen bir döngü oluşturduğunu kanıtlaması.
Mekanizma şöyle işliyor:
Bir buzul göl kenarına eriştiğinde, suyun ısısı buzulun altını ve yanlarını aşındırmaya başlar. Bu ısı transferi buzulun erimesini hızlandırır. Buzul incelir, geri çekilir. Göl büyür. Büyüyen göl daha fazla buzul yüzeyiyle temas kurar. Erime daha da hızlanır.
Bu döngünün etkisi rakamla görünüyor:
Göl kenarında biten buzullar, kara üzerinde biten buzullara kıyasla yüzde 23 ile 56 daha hızlı küçülüyor.
Yüzde 56. Bu devasa bir fark. Aynı iklim koşulları, aynı sıcaklık artışı. Ama buzul bir gölün kenarında olduğu için çok daha hızlı kayboluyor.
Alaska’nın Haritası Değişiyor
Araştırmacılar, mevcut verileri iklim projeksiyonlarıyla birleştirerek ileriye dönük bir tablo çizdi.
Eğer buzullar erimeye devam ederse, Alaska’daki buzul göllerinin mevcut boyutlarının dörde katına ulaşabileceği hesaplandı. Bu, 4.250 kilometrekarelik yeni göl yüzeyi anlamına geliyor.
Tek bir gölün potansiyeli bile bu büyüklüğü anlatmaya yetiyor. Alaska’nın güneydoğusundaki en büyük buzul olan Malaspina’nın önündeki buzul gölü, ek 1.475 kilometrekare büyüyebilir. Bu, Alaska’nın ikinci büyük gölünü oluşturur.
Bunların ötesinde, buzullar çekildikçe şimdiye kadar buz altında gizli kalan yüzlerce yeni çukur açığa çıkacak. Bu çukurların büyük bölümü meltwater ile dolarak yeni göller oluşturacak.
Alaska’nın manzarası önümüzdeki on yıllar ve yüzyıllar boyunca kökten değişecek.
15 Milyon Kişiyi Tehdit Eden Tehlike: Buzul Gölü Taşkınları
Göllerin büyümesi seyir defterindeki güzel bir not değil. Çok somut bir tehdit.
Buzul gölü taşkını (GLOF — Glacial Lake Outburst Flood), buzul ya da morenlerin oluşturduğu doğal setin aniden yıkılması ve göldeki dev su kütlesinin vadiye boşalmasıyla gerçekleşiyor.
Bu taşkınlar son derece yıkıcı. Saniyeler içinde oluşabiliyor, önceden haber vermeden geliyor. Aşağı havzalardaki köyleri, tarım arazilerini, köprüleri ve enerji altyapısını yok edebiliyor.
Dünya genelinde 15 milyondan fazla insan buzul gölü taşkını riski taşıyan bölgelerde yaşıyor.
Alaska özelinde rakamlar da çarpıcı. 1985-2020 arasında yalnızca Alaska’da buz setli göllerden 1.150’den fazla taşkın yaşandı. Bunların önemli bir kısmı ıssız bölgelerde oldu ama bazıları şehirleri ve altyapıyı vurdu.
Juneau’nun 15 Yıllık Kabusu: Suicide Basin
Alaska’nın başkenti Juneau’da yaşayan insanlar her yaz tek bir şeyi takip ediyor: Mendenhall Nehri’nin su seviyesini.
Nehir hızla yükselmeye başlarsa anlam şu: Dağların 8 kilometre yukarısındaki küçük buzul seti gölü Suicide Basin yine patladı. Bir buzul gölü taşkını başladı.
Bu senaryo son 15 yıldır her yaz yaşanıyor. Ve her yıl biraz daha büyük, biraz daha yıkıcı.
ABD Ordu Mühendisleri Birliği bu sorunu kalıcı olarak çözmek için bir proje geliştirdi: gölden kalıcı bir drenaj kanalı açmak. Böylece su hiçbir zaman kritik seviyeye ulaşamayacak.
Başlangıç maliyet tahmini: 613 milyon ila 1 milyar dolar.
Tek bir gölü kontrol altına almak için milyar dolara yakın kaynak. Bu, buzul göllerinin yarattığı tehdidin boyutunu çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.
Himalayalar ve And Dağları: Dünyanın Geri Kalanı
Sorun Alaska ile sınırlı değil. Buzul gölü tehdidi küresel.
Himalayalar ve And Dağları, buzul gölü taşkınları açısından en riskli bölgeler arasında. Bu bölgelerde milyonlarca insan hem buzul erimesinin azalttığı su kaynaklarına hem de taşkın riskine aynı anda maruz kalıyor.
Özellikle Pakistan, Nepal, Butan ve Peru tehdit altındaki nüfus yoğunluğu bakımından öne çıkıyor.
Küresel ısınmayla birlikte buzul gölleri sayı, alan ve hacim olarak dramatik biçimde artıyor. Uydu görüntüleri bu değişimi belgeliyor. Ve araştırmalar artışın hızlandığını gösteriyor.
Buzul Erimesinin Öteki Yüzü: Nehirler ve Denizler
Buzul kayıpları yalnızca taşkın riski yaratmıyor. Çok daha geniş kapsamlı sonuçlar doğuruyor.
Buzul kütlesi kaybı şu an deniz seviyesi yükselmesinin en büyük tek nedeni.
Bunun yanında buzulların erimesi, büyük nehirlerin su miktarını ve zamanlama dengesini bozuyor. Özellikle İndus ve Ganj gibi Asya nehirleri için bu çok kritik. Bu nehirler yüz milyonlarca insanın içme suyu, tarımsal sulama ve enerji üretimi kaynağı.
Bugün buzullar yeterince eridiğinde nehirler şişiyor. Ama buzullar tamamen kaybolduğunda yaz aylarında bu nehirler kuruyacak. Bu, “önce sel, sonra susuzluk” senaryosu.
Peki Göllerin Bir Faydası Yok mu?
Araştırmacılar bir gümüş astar da fark etti.
Göl büyüdüğünde, buzul suyu doğrudan nehre akmak yerine önce gölde bekliyor. Bu bekleme süresinde çamur ve tortu dibe çöküyor. Su biraz ısınıyor. Ardından aşağıya, nehirlere akıyor.
Bunun sonucu: Aşağı havzadaki nehirler daha az çamurlu, daha istikrarlı akıyor. Nehir yatakları daha az yer değiştiriyor. Bu istikrar, nehir kenarlarında söğüt ve çalı gibi bitkilerin yayılmasına zemin hazırlıyor. Taşlık alanlar zamanla yeşil vadilere dönüşüyor.
Ama bu fayda, taşkın riskinin ve su güvenliğine yönelik tehdidin yanında sınırlı bir teselli.
Buzullar Erirken Biz Ne Yapıyoruz?
Colorado Eyalet Üniversitesi’nden McGrath’ın sözleri bu araştırmanın ruhunu özetliyor:
“Tanıdığımız ve sevdiğimiz manzaralar gözlerimizin önünde dönüşüyor. Ve bu değişimlerle birlikte tehlikeler konusundaki endişeler artıyor.”
— Prof. Dan McGrath, Colorado Eyalet Üniversitesi
Alaska’daki buzul gölleri son altı yılda 150 kilometrekare büyüdü. Bu büyüme, geçmişin iki katı hızında gerçekleşiyor. Ve buzullar erimeye devam ettiği sürece bu hız artacak.
Taşkın riski büyüyor. Deniz seviyesi yükseliyor. Büyük nehirlerin su dengesi bozuluyor.
Buzulların erimesi, dünya su tablosunun en görünür değişkeni. Uydular bunu belgeliyor. Bilim insanları bunu ölçüyor. Sahil şehirleri bunu yaşıyor.
Geri kalan soru artık “eriyor mu?” değil. “Ne zaman durduracağız?”
https://www.upi.com/Voices/2026/03/10/Alaska-glacial-lakes-expanding/4421773154680/
